EVET EVET KESİNLİKLE, NİSPETEN DENİZ, NİSPETEN GÖRDÜN, NİSPETEN OSURUK VE NİSPETEN HEYHAAT
Öyle herkesle ilişkiye giremem. Bir eşekle evlenemem mesela. Kırsal kesim abazanı beni...
Sürekli sağa yatan bir sevgilim var. Daha çok da yürürken. Yoksa gece yatarken sağa yatırıyor, soldan tırtıklıyorum, o ayrı. Melehat başka bir ayrı. Melehat kim diyeceksin. De, umurumda değil. Melehat, Melahat'in meleyen hali; ne önemi var ki?! Diyelim ki bir süt fabrikası, bir idol ve kirli donlarını, önündeki kıllara asan bir zavallı. Deniz'le çıktığını duydum. Ne bulurlar öyle erkeklerde bilmem. Mesela ben deniz, Deniz'in götünde sondaj yapsam, hiçbir boka rastlayamam. Rastlamam da.
Şükür yaratana ki, şimdiye kadar birçok kızda birçok şeye rastladım. Rastlarım da, o da ayrı. "Göte bak..." dediğim kızlar şimdi devlet üretme çitliklerinde nice götler yetiştiriyorlar ki, açıkta kalan götler buna çok alınıyor. Şimdi ben sana kalkıp, yerinden kalkıp, Vakfın en büyük götüne bak desem, gidip karış karış Aysel Gürel’e mi bakacaksın?.. Laf işte.
Bu bir soru değil ama, dün hiç osurdun mu? Beynimin tıpkı yazdıklarımda olduğu gibi çağrışımsal çalıştığını düşünüyorsun şu anda. Yoksa niye götten osuruğa, oradan araba lastiklerine geçeyim. Bu arada ben denedim, araba lastikleri osurukla şişince Aysel’in iğrenç göbeği gibi oluyor. Anlayacağın, bi’ çeşit ayaklı bomba. Yanıcı ve yakıcı bir maddeyle temas ettiğinde, pıtır pıtır patlıyor. Deniz'i düşün; o muhteşem fiziğiyle şimdiye kadar ne canlar yakmıştır (yanıt veriyoruz; çooook). Allah muhafaza, o göbek, o fizikle temas etse, bıcır bıcır ne güzellikler çıkacak ortaya. Ortaya salata söyledim, şimdiden osurmaya başla gibi. Bunu en son söylediğim sevgilim, bana şu karşılığı verdi: "Salataya kadar osuruğumu tutabilirim, aşkımı asla. Ne demek lan bu?! Salak mı bu karı?! Aşkı kim ne yapsın; Aysel varken, osuruk varken ve en güzeli de Deniz varken. Ayyy, canım benim, boxer mı giyiyor, slip mi geçiriyor, yoksa babaannesinin kirli donlarını burundan mı alyor, bakmak nasip olmadı bir türlü. Hele o muhteşem bacak kıllarına dokunmak, hiç... Siz kızlar, çılgın bakireler, arkadan önden takviyeler (Kızlar hakkındaki anarşizan ve kışkırtıcı kondurmalar ve sundurmalar, bu naçizane örgüt bâki kaldığı sürece ilelebet payidar da kalabilecektir pekâlâ… İmza: Fakirden Alıp Deniz'e Veren ve Herkese Veren Verene Militarist Anarşist Gomanist Pisişik Nevrotik Bacıların En Mahrem Yerlerini Koruma Derneği... Eylemlerimiz sürecek, kızlar en ücra köşelerde götürülecektir) ne kadar şanslısınız.
Yaradılışımın ilk demlerimde kızlarla sürtünerek anlaşıyor, etrafa saçılan kıvılcımlara öyle pek aldırış etmiyordum. Sonra işler kontrolümden çıkmaya başladı. Ne olduğunu bir türlü anlayamadım. Bir şeyler bir şeylere kaynak mı yapıyodu, yoksa en nadide parçalarımı devletin üst kademelerine yerleştirmeye mi çalışıyodum, bir türlü anlam veremedim. Tabii yakinimdir edasıyla…
Erkek soyu, oymayı kendine görev edinmiş. Durmadan oyuyor... Durmadan oyuyor. Duracağı da yok. ÇILDIRMIŞ GİBİLER. Yazdan beri sevişenleri düşünsenize; terden sırılsıklamlar ve geleceğe dair hiçbir umutları yok. Eriyip asfalta karışacak hepsi de. Ah kadınlar... Vah kadınlaaar... Kadınsız bir hayat, yan gel yat. Sapsız bir Deniz, ipsiz bir kuyu (gibi karadı dünyam), krikosuz bir Aysel gibi... Dün karşıma çıkan ilk krikoya "erken kalkan, kaldırsın" dedim. Ama gelin görün ki, tedavülden kaldırıldı kaldırılcak gibi duruyor nedense tüm kadınlar. Deniz'e söylesem yapar mı acaba. Neyse, boş verin.
"Kadın, karşılıksız çek gibidir, çekilmez" diyen bütün enteller, bugün mastürbilasyon dışında hiç bişey çekemiyorlar. Arasıra da cigara. Onu da ağızlarına yüzlerine bulaştırıyorlar. Etraf sperm denizine dönüşmüş durumda ve dumandan geçilmiyor. Smoke on The Water hesaaaaabı.
Osur güzelim osur...
Aşkımız koksun.
Koksun ki, biz pirinçleri ayıklarken kokuyu misafir eden burunlar en güzide sümük libidolarını etrafa damlatmasınlar ve olur olmaz burun yeni yetmeleri çıkmasın ortaya. Ortaya yine salata söyledim, ama bu sefer yemeyecek diye Deniz'den çok korkuyorum. Aysel’i boşverin, o salata yemese de olur. Gelişimini fazlasıyla tamamlamış su aygırı onu.
Yazı bittikten sonra tuvalete gireceğim ve aletimi klozetin en ücra köşelerine yerleştireceğim...
Tuvaletten şimdi çıktım. Sanırım aletim en kötü emellerine beni alet etti. Bırakın yerleştirmeyi, herif resmen bana yerleştirdi. Tanrım hala kasıklarım ağrıyo. Deniiiiiz!.. Deniz... Kaç kurtar kendini. Dayanamıyom valla. Oyalı boxer'ına götüyle gülen penis detektörü seni... Bak gördün mü, artık benim de dedektörleri kaile almayan bir penisim var. Kaçsana laaaaaaaaaan! Durduramıyorum kendimi.
Bu yazı Vakıf’ta muhtelif kişilere herhangi bir zaman diliminde gönderilecek, ve onların henüz tırtıklanmış en körpe, en masum, en bi’ en maniviyatları rencide edilecektir. Ay benci deeeeeeeeeee........ (ÜstEngels??????)
10 Haziran 2008 Salı
SUMER OF 69
SUMMER OF 69
69 yazında İstanbul'un garip bir mekanında elindeki süt kovalarıyla bir evin zilini çalan sütçü Bryan Adams, kapıyı açan beş çocuk sahibi Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'a son derece samimi bir ifadeyle, "Beyninin içine girip bana nasıl baktığını görmek istiyorum" der... Ve şöyle bir karşılık alır Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'ın dudaklarından: "Bugün sadece iki litre" istiyorum...
69 yazında İstanbul'un garip bir mekanında elindeki süt kovalarıyla bir evin zilini çalan sütçü Bryan Adams, kapıyı açan beş çocuk sahibi Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'a son derece samimi bir ifadeyle, "Beyninin içine girip bana nasıl baktığını görmek istiyorum" der... Ve şöyle bir karşılık alır Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'ın dudaklarından: "Bugün sadece iki litre" istiyorum...
4 Haziran 2008 Çarşamba
Makine Serisi 2
- Maço erkek yine revaçtaymış…
- Dip not:
ARA BULUCU MAKİNESİ
Kendisine “Maço ya da “Mumçaka” da denir. Daha çok yatmadan önce annesini ya da karısını çamaşır suyuna bastıran Anadolu erkeklerinin tercih ettiği bir makinedir. Koltuk altı veya kasıklardaki hassas noktaları bulmaya yarar. “Yeşiller sıkıştırdım dişlerinin arasına / Dolarlar kondurdum yüreğinin karasına” şarkısının, makinenin yaşam felsefesinden esinlenerek yazıldığı sanılmakta, bunu söyleyenlerse fazlasıyla yanılmaktadır. Etleri hafif olan yumuşak maçolar mumçaka sallayarak şarkıya eşlik etmek zorunda kalsalar da o köy bizim skimizdir; lay lay lay lay laay…
- Maço erkek zıvanadan çıktı. Alice’le Penis Harikalar Komedyası’nda:
DİKKAT, KIZIN ABİSİ GELİYO MAKİNESİ
“Dikkat, kızın babası geliyo” makinesinin bir boy ufağıdır. O sırada kıza ne yapılıyorsa, gelen şahsiyet pek bi sinirli gelmekte, giden şahsiyetse “gelen gideni aratır” lafına inat, bir türlü gitmemektedir. Kızla birlikte, o gün orada olup da, gelip de gitmeyenlerin sayısı, gidip gidip gelip, gelip gelip gidip… Tanrım, öldüler yorgunluktan… size de öyle gelmiyo mu? Gitmiyo mu? Mü mı mi….
- Dip not:
ARA BULUCU MAKİNESİ
Kendisine “Maço ya da “Mumçaka” da denir. Daha çok yatmadan önce annesini ya da karısını çamaşır suyuna bastıran Anadolu erkeklerinin tercih ettiği bir makinedir. Koltuk altı veya kasıklardaki hassas noktaları bulmaya yarar. “Yeşiller sıkıştırdım dişlerinin arasına / Dolarlar kondurdum yüreğinin karasına” şarkısının, makinenin yaşam felsefesinden esinlenerek yazıldığı sanılmakta, bunu söyleyenlerse fazlasıyla yanılmaktadır. Etleri hafif olan yumuşak maçolar mumçaka sallayarak şarkıya eşlik etmek zorunda kalsalar da o köy bizim skimizdir; lay lay lay lay laay…
- Maço erkek zıvanadan çıktı. Alice’le Penis Harikalar Komedyası’nda:
DİKKAT, KIZIN ABİSİ GELİYO MAKİNESİ
“Dikkat, kızın babası geliyo” makinesinin bir boy ufağıdır. O sırada kıza ne yapılıyorsa, gelen şahsiyet pek bi sinirli gelmekte, giden şahsiyetse “gelen gideni aratır” lafına inat, bir türlü gitmemektedir. Kızla birlikte, o gün orada olup da, gelip de gitmeyenlerin sayısı, gidip gidip gelip, gelip gelip gidip… Tanrım, öldüler yorgunluktan… size de öyle gelmiyo mu? Gitmiyo mu? Mü mı mi….
3 Haziran 2008 Salı
KRAL LEAR
- 83 yaşında bi’ arkadaşım var... Hep yalnızlıktan dem vurur... ama ne zaman ziyaretine gitsem yanında mutlaka birileri olur... altı tane çocuğu ve 19 tane torunu var... Konuyla ilgisi yok ama altı'yı niye rakamla yazmadım, bilmiyorum...
• J»»J?G*J-DJJj_b-J'üB-jBjB.nBjBjBaJr_LUJüJ_UJJ
jrDj. j. j. jj
JpCJ^ bJbjqbj^dJJJdJbJJT? rrnr ■
Kadının yaptığı iş mi şimdi? Yarın olduğunda hiçbir şey hatırlamayacak nasılsa... E o zaman neden böyle davranıyor Atıf amca. Atıf amcanın neden Öyle davrandığını bilemem ama, Atıf amca hakkında bilmek istediklerini rahatlıkla anlatabilirim sana. E hadi anlat o zaman… Pekâlâ, başlıyoruz o zaman:
Ülkenin birinde psikopat bi domuz yaşarmış. O psikopat domuzun, Goneril, Regan ve Cordelia adında güzeller güzeli üç tane domuzcuğu varmış. O domuzcuklar birbirleriyle o kadar iyi anlaşırmışlar ki, yedikleri ve yedirdikleri ayrı gitmezmiş.
Günün birinde kara bir şimşek bu üç domuzcuğun tepesinde çakacak olmuş… İşte tam o sırada - esnada - olanlar olmuş; domuzcuklardan iki tanesini kötülük tohumları, bi’ tanesini de saflık ve salaklık tohumları kaplamış. Cordelia (hani şu salak ve saf olanı) payına düşen bokları Goneril ve Regan’a (hani şu kötü olanları) cömertçe dağıtmış. Bunun üzerine, Cordelia, tıpkı boksuz kalan diğer domuzcuklar gibi, domuzcukluktan çıkmaya başlamış, gel zaman git zaman, babaları olucek psikopat domuz "kim benim götümü ne kadar seviyo" gibi bi’yarışma düzenlemiş kendi aralarında… Yarışma galipleri Goneril ve Regan’a ülkenin en güzide bokları düşerken, yarışma üçüncüsü salak Cordelia’ya da bok yemek düşmüş. Bok yiye yiye şişmeye başlayan domuzcuk ve de biricik kızımız, babasına hiç çekinmeden "ulan göt seni asıl seven menem, onlar senin paranı seviyile" şeklinde çeşitli ve de muhtelif ve hatta mutedil dil ve aksanlarda, hatta ve hatta lehçe ve diyeleklede bi takım bişile diyecek olmuş; ama baba bu, ata bu, ata barı bu, şişede durduğu gibi durmaz bu, kuru bu , ıslak bu, kafa iyi bu. Bu ne bu gibi açıklama beklemiş, ama nâfile… Asıl açıklama, Goneril ve Regan'ın müstakbel, müstakil, goccelerinden ve metres Edmund piçinden gelmiş. Edmund, sarımsak sapıyla kendi sapını ayıramayan bi andaval olduğundan ve de cinsel hayatının finişini Kayserili teyzesi Piçzürbiye’nin yaptığı muhteşem mantıda tükettiğinden, Goneril ve Regan’ı her düdükleyişinde, ülkenin sarımsak stokları bir bir tükenir olmuş. Büyük Britanya Avusturya Macaristan Devleti adında başka bi’ devletin ülkesi bu duruma çok sinirlenir olmuş. İşte diğerini takip eden ikinci gel zaman git zaman vakti zamanında, bu küstah ülkeyi uyarmak ve / veya ya da ve / ya da ve / yahutta kafayı yemişler kararsızlıktan… Diğer ülkeye gönderilen konsolos çıkartması ateşe, yanlış kişiyi ateşe verdiğinden, hemen oracıkta başı, ay başım aybaşım aybaşım şeklinde heder edilmiş. Nice pedler, nice kaputlar istemiş; bastırılmış da doğurgan yaranın üzerine, ııı... fayda etmemiş, karnın yavaş yavaş şişmesine mukabil, osurarak rahatlayamayan ateşe, karnını doktora götürdüğünde acı gerçeği öğrenmesi, salisenin bir kaç senede biri gibi bir zamanı ya almış, ya da alacak gibi yapmış.
Bütün bu gerçekleri öğrendiğinde, deliye dönen psikopat domuzumuz, bütün bu gerçeklerin olmadığı bir dünya hayal etmeye başlamış, ve tek başına atmış kendini kırlara… Gece dememiş, gündüz dememiş... Peki ne demiş? Bilmiyorum; yürümüş de yürümüş… Dağlık bölgeye ulaştığında, klasik Che kılığında üç poster ve süpürge kılığında üç cadı çıkmış karşısına, önüne ve de olabilecek bütün alternatiflerine. Ona güzel haberleri muştulayan, müjdeleri müjdeleyen, yine cadılar olmuş; "Yakın bi’gelecekte ülkenin kralı sen oluceksin, ancak senin soyundan olan hiçkimse, başka soylardan olan başka hiçkimsenin yağmurun bile böyle küçük aman tanrım organın küçüklüğüne bak, ne şirin şeysin sen öyle... Öyle ya da böyle kral olmak istiyorsan, kralı karın olacak domuza öldürtürsün, uykunun da içine edersin böylelikle, ondan sonra da yok Maklet uykuyu öldürdü, yok Maklett geceye geydirdi şeklinde salak salak dolanırsın ortada. Senin yüzünden kaç zamandır gözümüze uyku girmedi sevgili kralım?
Şaşkaloz bakışlarını körlüğün bile gizleyemedeiği yüce kral, şöyle bir karşılık vermiş güzeller güzeli bu üçüze: “Bu bir soru mu yoksa yakarı Krusova mı? Ben zaten kral değil miyem? Kendi kendimi niye öldüreyem?
Psikopat domuzun gördüğü bu rüya fazla uzun sürmemiş, uyandığında kendisini terkedilmiş küçük bir kulübede bulan psikopat domuz, domuzu betimleyen psikopat kelimesinden kurtulabilmek için sıfat tanrısını kıble tayin edip, 6 rekat teyemmüm kaza namazı ifşa eylemiş. İşte İspanyol topraklarının Müslümanlardan araklanıp Vatikan in eline geçmesi (Endülüs Emevi vakvası) tam bu tarihe rastlar ki, bunu bilenler bilir zaten.
Kulübede küçük ancak zehirli mi (pardon bu soru mu, yoksa... başlatma soruna dinle işte) zehirli ancak ve ancak küçük bir yılan tarafından sokulduktan hemen sonra, götünün yumuşak taraflarını tutarak ve de buldum buldum, yerçekimini mi (e bu sorummmm.. kapa çeneni) buldum şeklinde saraya doğru ööle koşmaya start eylemiş; durdurabilene aşk olsun. Âşık da olmuş zaten. Hem de öz ve öz kızı Cordelia’ya. Gel bakiim sen şööle, ne güzel şeymişsin sen öyle. Goneril ve Regan’ı tırtıklamaktan, seni nasıl da ihmal etmişim? Yanıt veriyoruz: çooooook. Tamam tamam, yemin ediyorum, bundan böüle mutluluktan yana alırız payımızı...
Evet kahramanımız psikopat domuzcuk, olaydan altı gün sonra kendisine süper bir mutluluk çubuğu taktırdı. Şimdi Arizona’da gözlerden ırak bir çiftlik evinde kızı Cordelia ve oğlu Piç Edmund’la birlikte mutlu bi’ hayat şediyo..
Goneril ve Regan, kocalarınınkini fazla sürtünmeden yakmalarının hemen ardından kendilerine ayrılan bölmede fil ve at yetiştirmeye başladılar, hadi onlar da mutlu olsunlar..
Piç Edmund, adı üstünde piçlerin ve viç lerin bolca tüketildiği Yugoslavya’ya yerleşti. Boşnak Savaşı bitene dek de orada kaldı. Boşa Boşnaklanma, Boşnak değilsin karam aman aman…Lear’la boşandıktan sonra ne yaptığı bilinmiyor, sanırım
kayıplara karıştı; karışmayın laaayn!
Cordelia’ya gelince, bütün domuzcuklar gibi ha bire doğurup duruyo... geçenlerde bi açıklama yaptı; "memelerimdeki son ishal boklar tükenene dek doğurmaya devam ediceem". Başarılar şirin şey...
Aaa, Maklett’i unuttuk! Kuşu bi’ türlü ötmediğinden, ülkedeki bütün kuşları sapanla vurmaya kalktı. Vurduğu kuşların lezzeti bugün dilden dile dolaşmaktadır; oral şey seni....
Karısı Ledimaklett ise, seks hayatını düzene sokabilmek için bugünlerde oldukça erken yatıyo. Erken kalkan, şeyini kalkar gibi...
Şekispir... hasssiktir!
bilyazanı keen caaav
• J»»J?G*J-DJJj_b-J'üB-jBjB.nBjBjBaJr_LUJüJ_UJJ
jrDj. j. j. jj
JpCJ^ bJbjqbj^dJJJdJbJJT? rrnr ■
Kadının yaptığı iş mi şimdi? Yarın olduğunda hiçbir şey hatırlamayacak nasılsa... E o zaman neden böyle davranıyor Atıf amca. Atıf amcanın neden Öyle davrandığını bilemem ama, Atıf amca hakkında bilmek istediklerini rahatlıkla anlatabilirim sana. E hadi anlat o zaman… Pekâlâ, başlıyoruz o zaman:
Ülkenin birinde psikopat bi domuz yaşarmış. O psikopat domuzun, Goneril, Regan ve Cordelia adında güzeller güzeli üç tane domuzcuğu varmış. O domuzcuklar birbirleriyle o kadar iyi anlaşırmışlar ki, yedikleri ve yedirdikleri ayrı gitmezmiş.
Günün birinde kara bir şimşek bu üç domuzcuğun tepesinde çakacak olmuş… İşte tam o sırada - esnada - olanlar olmuş; domuzcuklardan iki tanesini kötülük tohumları, bi’ tanesini de saflık ve salaklık tohumları kaplamış. Cordelia (hani şu salak ve saf olanı) payına düşen bokları Goneril ve Regan’a (hani şu kötü olanları) cömertçe dağıtmış. Bunun üzerine, Cordelia, tıpkı boksuz kalan diğer domuzcuklar gibi, domuzcukluktan çıkmaya başlamış, gel zaman git zaman, babaları olucek psikopat domuz "kim benim götümü ne kadar seviyo" gibi bi’yarışma düzenlemiş kendi aralarında… Yarışma galipleri Goneril ve Regan’a ülkenin en güzide bokları düşerken, yarışma üçüncüsü salak Cordelia’ya da bok yemek düşmüş. Bok yiye yiye şişmeye başlayan domuzcuk ve de biricik kızımız, babasına hiç çekinmeden "ulan göt seni asıl seven menem, onlar senin paranı seviyile" şeklinde çeşitli ve de muhtelif ve hatta mutedil dil ve aksanlarda, hatta ve hatta lehçe ve diyeleklede bi takım bişile diyecek olmuş; ama baba bu, ata bu, ata barı bu, şişede durduğu gibi durmaz bu, kuru bu , ıslak bu, kafa iyi bu. Bu ne bu gibi açıklama beklemiş, ama nâfile… Asıl açıklama, Goneril ve Regan'ın müstakbel, müstakil, goccelerinden ve metres Edmund piçinden gelmiş. Edmund, sarımsak sapıyla kendi sapını ayıramayan bi andaval olduğundan ve de cinsel hayatının finişini Kayserili teyzesi Piçzürbiye’nin yaptığı muhteşem mantıda tükettiğinden, Goneril ve Regan’ı her düdükleyişinde, ülkenin sarımsak stokları bir bir tükenir olmuş. Büyük Britanya Avusturya Macaristan Devleti adında başka bi’ devletin ülkesi bu duruma çok sinirlenir olmuş. İşte diğerini takip eden ikinci gel zaman git zaman vakti zamanında, bu küstah ülkeyi uyarmak ve / veya ya da ve / ya da ve / yahutta kafayı yemişler kararsızlıktan… Diğer ülkeye gönderilen konsolos çıkartması ateşe, yanlış kişiyi ateşe verdiğinden, hemen oracıkta başı, ay başım aybaşım aybaşım şeklinde heder edilmiş. Nice pedler, nice kaputlar istemiş; bastırılmış da doğurgan yaranın üzerine, ııı... fayda etmemiş, karnın yavaş yavaş şişmesine mukabil, osurarak rahatlayamayan ateşe, karnını doktora götürdüğünde acı gerçeği öğrenmesi, salisenin bir kaç senede biri gibi bir zamanı ya almış, ya da alacak gibi yapmış.
Bütün bu gerçekleri öğrendiğinde, deliye dönen psikopat domuzumuz, bütün bu gerçeklerin olmadığı bir dünya hayal etmeye başlamış, ve tek başına atmış kendini kırlara… Gece dememiş, gündüz dememiş... Peki ne demiş? Bilmiyorum; yürümüş de yürümüş… Dağlık bölgeye ulaştığında, klasik Che kılığında üç poster ve süpürge kılığında üç cadı çıkmış karşısına, önüne ve de olabilecek bütün alternatiflerine. Ona güzel haberleri muştulayan, müjdeleri müjdeleyen, yine cadılar olmuş; "Yakın bi’gelecekte ülkenin kralı sen oluceksin, ancak senin soyundan olan hiçkimse, başka soylardan olan başka hiçkimsenin yağmurun bile böyle küçük aman tanrım organın küçüklüğüne bak, ne şirin şeysin sen öyle... Öyle ya da böyle kral olmak istiyorsan, kralı karın olacak domuza öldürtürsün, uykunun da içine edersin böylelikle, ondan sonra da yok Maklet uykuyu öldürdü, yok Maklett geceye geydirdi şeklinde salak salak dolanırsın ortada. Senin yüzünden kaç zamandır gözümüze uyku girmedi sevgili kralım?
Şaşkaloz bakışlarını körlüğün bile gizleyemedeiği yüce kral, şöyle bir karşılık vermiş güzeller güzeli bu üçüze: “Bu bir soru mu yoksa yakarı Krusova mı? Ben zaten kral değil miyem? Kendi kendimi niye öldüreyem?
Psikopat domuzun gördüğü bu rüya fazla uzun sürmemiş, uyandığında kendisini terkedilmiş küçük bir kulübede bulan psikopat domuz, domuzu betimleyen psikopat kelimesinden kurtulabilmek için sıfat tanrısını kıble tayin edip, 6 rekat teyemmüm kaza namazı ifşa eylemiş. İşte İspanyol topraklarının Müslümanlardan araklanıp Vatikan in eline geçmesi (Endülüs Emevi vakvası) tam bu tarihe rastlar ki, bunu bilenler bilir zaten.
Kulübede küçük ancak zehirli mi (pardon bu soru mu, yoksa... başlatma soruna dinle işte) zehirli ancak ve ancak küçük bir yılan tarafından sokulduktan hemen sonra, götünün yumuşak taraflarını tutarak ve de buldum buldum, yerçekimini mi (e bu sorummmm.. kapa çeneni) buldum şeklinde saraya doğru ööle koşmaya start eylemiş; durdurabilene aşk olsun. Âşık da olmuş zaten. Hem de öz ve öz kızı Cordelia’ya. Gel bakiim sen şööle, ne güzel şeymişsin sen öyle. Goneril ve Regan’ı tırtıklamaktan, seni nasıl da ihmal etmişim? Yanıt veriyoruz: çooooook. Tamam tamam, yemin ediyorum, bundan böüle mutluluktan yana alırız payımızı...
Evet kahramanımız psikopat domuzcuk, olaydan altı gün sonra kendisine süper bir mutluluk çubuğu taktırdı. Şimdi Arizona’da gözlerden ırak bir çiftlik evinde kızı Cordelia ve oğlu Piç Edmund’la birlikte mutlu bi’ hayat şediyo..
Goneril ve Regan, kocalarınınkini fazla sürtünmeden yakmalarının hemen ardından kendilerine ayrılan bölmede fil ve at yetiştirmeye başladılar, hadi onlar da mutlu olsunlar..
Piç Edmund, adı üstünde piçlerin ve viç lerin bolca tüketildiği Yugoslavya’ya yerleşti. Boşnak Savaşı bitene dek de orada kaldı. Boşa Boşnaklanma, Boşnak değilsin karam aman aman…Lear’la boşandıktan sonra ne yaptığı bilinmiyor, sanırım
kayıplara karıştı; karışmayın laaayn!
Cordelia’ya gelince, bütün domuzcuklar gibi ha bire doğurup duruyo... geçenlerde bi açıklama yaptı; "memelerimdeki son ishal boklar tükenene dek doğurmaya devam ediceem". Başarılar şirin şey...
Aaa, Maklett’i unuttuk! Kuşu bi’ türlü ötmediğinden, ülkedeki bütün kuşları sapanla vurmaya kalktı. Vurduğu kuşların lezzeti bugün dilden dile dolaşmaktadır; oral şey seni....
Karısı Ledimaklett ise, seks hayatını düzene sokabilmek için bugünlerde oldukça erken yatıyo. Erken kalkan, şeyini kalkar gibi...
Şekispir... hasssiktir!
bilyazanı keen caaav
Kaydol:
Yorumlar (Atom)